Derviş Zaim

Kültür Sanat · 15 Kasım 2017 · 0

Ödüllü Yönetmen Derviş Zaim Öğrencilerle Bir Araya Geldi

14 Kasım Dünya Sinema Günü dolayısıyla düzenlenen söyleşide, ödüllü Yönetmen Derviş Zaim üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.


İnönü Üniversitesi Kütüphane Seminer Salonunda düzenlenen söyleşiye, Kıbrıs Türk Film Yönetmeni ve Yapımcısı Derviş Zaim, İnönü Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi öğretim elemanı ve Tiyatro Topluluğu Akademik Danışmanı Okutman Ersin Aycan ve öğrenciler katıldı.


Öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen söyleşi Derviş Zaim’in ‘Rüya’ filminin gösterimiyle başladı.


Kendini tanıtarak konuşmasına başlayan Zaim, şöyle konuştu:


"Rüya benim dokuzuncu filmim. Daha önce yaptığım gelenekten yararlanarak bir küme oluşturmaya çalıştığım filmlerin bir dizisi sonuncusu, uzantısı olarak görülebilir. Bu gelenekten yararlanarak yapmaya çalıştığım filmler Nokta’yla Cenneti Beklerken ile Gölgeler ve Suretler’le başlayıp, Rüya’yla devam etti. Filler ve Çimen’i de buna katmak lazım. Daha önce Osmanlı hat sanatı üzerine onun esiniyle yaptığım Nokta filmi var. Minyatür sanatından hareket ederek yaptığım Gölgeler ve Suretler, Cenneti Beklerken filmleri var. Gölge oyunundan hareketle yaptığım Gölgeler ve Suretler filmi var. Osmanlı sanatının merkezinde mimari yer alıyor. Mimarinin olmadığı bir sanat Osmanlı'yla, bizim geleneğimizle, sanatlarla ilgili söylenebilecek olan cümlenin yarım kalması anlamına gelecektir. Dolayısıyla mimariyi ele almaya çalışan bir film yapmayı ezelden beri istiyordum."


Zaim, çekimler sırasında yaşadığı zorluklara değinerek, konuşmasına şöyle devam etti:


"2013'ün Mart ayında beni Emre Arolat’ın ofisinden aradılar. Emre Arolat önemli bir Türk mimarıdır. Sağ olsunlar şu filmde gördüğünüz sancaktar camisini inşa ettiklerini ve o caminin görüntülerini söz konusu edildiği bir serginin Londra'da açılacağını söylediler. İnşaatı devam eden caminin dokümantasyonu için acaba ilgi duyup duymayacağımı sordular. Ben de reklam ve tanıtım filmleri yapmadığımı ama konuya ilgi duyduğumu camiyi görmek istediğimi belirttim ve inşaata gittim. İnşaata girer girmez buradan hareketle bir film yapabilirim? Yapsam ne kadar güzel olur? Bu inşaata girsem ne kadar güzel olur? Sorularını sormaya başladım. Ama bu bir hayaldi. Çünkü inşaatı devam eden bir siteye girmek o sitedeki çalışmanın durması anlamına geliyor. Çünkü biz filmciler çekim alanına yaklaşık 100-150 kişilik ekiplerle gidiyoruz. Dolayısıyla bu ekiple bir inşaat alanına girmek, orada çalışan en az 300 kişiyle beraber beş gün içerisinde film yapmak bir ütopyaydı, bir hayaldi. Yazarken ya bir karakterden ortaya çıkarsınız ya bir çatışmadan ortaya çıkarsınız ya da bir bağlamdan, durumdan ortaya çıkarsınız. Bu camiyle ilgili olarak karşıma çıkan şey bir bağlamdı, bir çerçeveydi. Bana boş inşaatı devam eden ve nerdeyse bir mağarayı andıran bir cami sunulmuştu."


Film çekim sürecini ve senaryonun filmleştirilmesi konuları hakkında bilgiler veren Zaim, "Bu hikayeyi acaba günümüzde geçen filmin bir parçası haline getirip getiremeyeceğimi kendime sordum ve ortaya birkaç sayfalık bir sinopsis çıktı. Bu sinopsisi götürdük. Bir kaç ay sonra çekim ekibiyle birlikte inşaat sitesine çekim yapmaya gittik. Biz çekim yaparken aynı anda inşaat devam ediyordu. Dolayısıyla on günlük bir çekim yapıp sonradan filmi bitirebilmek için gerekecek bütçeyi ayarlamanın peşine düştük. On günlük süreçte ben inşaatın o haliyle çekilmesini istemiştim. Çünkü inşaat bitirilmeden çekmemiş olsaydım şu inşaata benzeyen bir cami inşaatını benim özel efektlerle ya da sanat yönetmenliği marifetiyle dekor olarak kurmam gerekecekti. Böyle bir bütçe de Türkiye koşullarında çok mümkün olmayacaktı. Oysa orada hazır halde bir inşaat vardı ve onu çekebilirsem çok önemli bir şey yapmış olacaktım. Filme bakıldığı zaman klasik sinemanın bir sürü kuralına uymuyor. Mesela klasik sinema tek bir karakter olmasını öngörür, karakter merkezli bir yapı söz konusu olmasını öngörür. Hikaye çizgisi doruk noktasına yükselir sonra bir düşüş yaşar. Bu film bu üç perde anlatısına uyan bir film değil. Bir biçim araştırması yapmaya gayret ediyorum. Bunu da bir paralel evrenler hikâyesine dönüştürerek yapmaya çalışıyor. Filmin içerisinde kızlar uyuyup uyandıkça ve değiştikçe aslında eş zamanlı, zamansal olarak başka kızlarla aynı hikayenin değişik noktalarında bir araya gelebiliyorlar" şeklinde konuştu.


Söyleşi öğrencilere yapmış olduğu çalışmaları aktaran Zaim'in yaşadıklarını soru cevap şeklinde öğrencilerle paylaşmasıyla sona erdi.


Zaim, 2017 yılında 1. Trabzon Uluslararası Film Festivali 'Rüya' ile en iyi senaryo, 2014 yılında 21. Uluslararası Altın Koza Film Festivalinde 'Balık' ile en iyi senaryo, 2013 yılında ise 32. İstanbul Film Festivalinde 'Devir' ile juri özel ödüllerine layık görülmüştü.


Haber: Edibe KORKMAZ- Nidanur DİKEN

Etiketler

Künye     ·     İletişim     ·