Yrd. Doç. Dr. Servet Yolbaş

Sağlık · 14 Kasım 2017 · 0

“Omurga Romatizmasında Genetik Bir Zemin Var”

İnönü Üniversitesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Servet Yolbaş, omurga romatizma hastalığının yaklaşık yüzde 50’sinin genetik yapıdan kaynaklandığını belirtti.


Yoldaş, İNÜHABER’e yaptığı açıklamada, omurga romatizma hastalığının özellikle genç yaşlarda görülen bir hastalık olduğunu söyledi.


Omurga romatizmasının daha çok erkeklerde görüldüğüne dikkati çeken Yoldaş, “200’e yakın romatizmal hastalık vardır. Halk dilinde bunlar iltihaplı romatizmalar ve iltihaplı olmayan romatizmalar diye iki temel gruba ayrılır. İltihaplı romatizmalar da en sık oluşan iltihaplı omurga romatizma ve iltihaplı eklem romatizması sık görülen hastalıklardır” şeklinde konuştu.


Yoldaş, omurgadaki romatizmanın genetik bir zeminde çevresel faktörlerin tetiklemesiyle meydana geldiğini belirterek, “Bu hastalıkta ailevi bir yığın vardır. Yani genetik bir zemin var. Hastalığın yaklaşık yüzde 50’si genetik yapı sorumludur. Bir ailede bir kişide romatizma varsa, diğer aile bireylerinde de yüzde 20 civarında romatizmal hastalık görülmektedir. Tabi bu hastalığın tam olarak nedenleri ortaya konulamamıştır” dedi.


Omurga romatizması hastalığının özellikle 40 yaşından önce başladığına değinen Yoldaş, “Bu nedenle özellikle genç erkek hastalarda bel ağrısı olması ve bunu üç aydan uzun sürüyor olması durumunda omurga romatizması açısından bu hastaları değerlendirmek gerekir. Sedef hastalığı olan hastalarda biraz daha 40- 50’li yaşlara doğru kayabilmektedir. Ama sıklıkla omurga romatizması genç yaş hastalığıdır” ifadelerini kullandı.


Yoldaş, omurga romatizması hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, şunları kaydetti: “Özellikle bel ağrısı bu hastalığın temel şikayetlerinden birisidir. Ama kendine özgü bir bel ağrısı var. Bu tür ağrıları olan hastalara sabah katılığı, sabah tutukluğu eşlik eder. Yani hasta sabah kalktığında yatağında sağa sola dönemez, hemen yataktan kalkamaz. Yatakta biraz oyalanır. Bu yarım saat olabilir. Hastalığın ağırlığına göre gün boyu da olabilir. Bu tür ağır hastalarımızda mevcuttur. Ama şunu da bilmekte fayda vardır; bel ağrısı olan her hastanın kendisine şu soruyu sorması lazım, ‘ben de sabah tutukluğu oluyor mu?’ eğer bunu sabah tutukluğu eşlik ediyorsa muhakkak omurga romatizması açısından değerlendirilmesi lazım. Bunun yanında ek olarak hastada sabahları oluşan ayak tabanlarında ağrı, topuk ağrısı, gözde kızarıklık, bulanık görme gibi üveyt dediğimiz göz iltihabının olması bu hastalığın belirtilerindendir.”


Omurga romatizmasının tedavisinde temel amacın hastaların şikayetlerini baskılayarak daha rahat, daha kaliteli yaşam sürmelerini sağlamak ve bu hastalığa bağlı olarak gelişecek sakatlıkları önlemek olduğunu ifade eden Yoldaş, bu noktada etkili tedavileri olduğunu söyledi.


“İlaç Tedavisinin Yanında Egzersizde Yapmaları Gerekir”


Yoldaş, omurga romatizmasının bir çok tedavisinin olduğunu kaydederek, konuşmasına şöyle devam etti: “Burada özellikle ağrı kesici olarak adlandırılan iltihap koruyucu tedaviler birinci basamak tedavide kullanılmakta ve hastaların yaklaşık yarısında etkili olmaktadır. Bunun yanında hastalığın seyrini değiştiren asıl tedavi eden romatizmal ilaçlarda vermekteyiz. Ek olarak tedaviye dirençli hastalarda son 15-20 yıla giren kullanımı ciddi olarak bize kuvvet veren biyolojik ilaçlar vardır. Sadece ilaç tedavisiyle olmuyor. Bu hastaların egzersiz yapmaları da en az ilaç kadar önemlidir. Hastalara ağır spor yapmalarını da önermiyoruz. Bunların da zararı olabilir. Sigara gibi zararlı maddelerden de uzak durmak gerekiyor. Bu hastalık etkin olarak tedavi edilmediğinde özellikle omurga vücudumuzu taşıyan temel kolon olduğu için vücutta değişiklik olmaktadır. Hastanın kamburu çıkmakta, sağa sola dönüp bakamamakta ve yürüyüşlerinde ciddi sorunlar yaşamaktadır. Bu hastalıkta, hastalık ilerlediğinde düşmelere bağlı olarak ve kemik erimesi nedeniyle omurgada kırıklar meydana gelmektedir. Etkin tedavi ve takip çok önemlidir.”


 Omurga romatizmasının zaman zaman sönüp alevlendiğini belirten Yoldaş, şunları kaydetti: “Bu nedenle tedavinin belli dönemlerle takip edilmesi, arttırılması, azaltılması veya değiştirilmesi gerekmektedir. Bu yüzden hastanın belli aralıklarla, düzenli bir şekilde kontrollere gelmesi çok önemlidir ve ek olarak egzersiz programı yapılmalı. Bunları düzenli bir şekilde yapması gerekiyor ve sigaradan uzak kalması da gerekiyor. Hastanemizde omurga romatizması teşhisi koyduğumuz hastalara bilgilendirme ve egzersiz programı yapmaktayız. Kronik bel ağrısıyla başvuran her hasta sabah katılığı açısından kendini sorgulamalı ve ayak tabanında, topukta ağrı varsa romatoloji kliniğine başvurması çok önemlidir.”


 Haber: Çiğdem ERHAN- Kürşad Onur KATIRCI

Etiketler

Künye     ·     İletişim     ·