Spor · 14 Kasım 2017 · 0

Cumhurbaşkanının, Spor İçinden Gelmiş Olması Türk Sporu İçin Büyük Bir Şanstır

Türkiye Radyo Televizyonunun (TRT) başarılı spikerlerinden Cüneyt Ersan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sporun içinden gelmesinin Türk sporu açısından büyük bir şans olduğunu söyledi.


Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Malatya Temsilciliği tarafından düzenlenen sohbet toplantılarının konuğu olan Ersan, İNÜHABER'e yaptığı açıklamada, spor spikerliğinin güzel ve zor yanlarını paylaştı.


Özel yaşamı ve kariyeri hakkında açıklamalarda bulunan Ersan, İletişim Fakültesi öğrencilerine tavsiyelerde de bulundu.


Neden spor spikerliği?


Spor spikerliği benim için tamamen tesadüf. Üniversite üçüncü sınıfta bu işe başladım. Spora çok büyük bir ilgim vardı, ama spor spikeri olmak diye bir şey aklımın ucundan geçmiyordu. Hep hukuk okumak istemiştim. Hakim olmak istemiştim. Hukuk fakültesini kazanamadım, iktisat fakültesini kazandım. Konya’da iktisat okudum, ama maçları çok yakından takip ediyordum. Ses eğitimi, şan dersi aldım. Spor spikerliği ise tamamen bir tesadüf oldu benim için. Konya’da özel bir televizyon kuruldu. Eleman arıyorlar dediler ben de iş arıyordum, gittim başvurdum. Üç yüz kişi başvurdu, otuz kişi kazandı. Şu anda üç kişi devam ediyor, biri de benim. O şekilde başladım. Haber müdürlüğü, haber spikerliği yaptım. Sporu çok sevdiğim için spor spikerliğine geçiş yaptım. Uzun yıllar yöneticilik yaptım. Şu anda sunucu ve spiker olarak devam ediyorum. Tamamen içimizde olan bir şey, tesadüfler beni spor spikeri yaptı. Mesleğimi seviyorum, severek yapıyorum. Zorlukları var, çok sıkıntı çektim, çok acı çektim. Çok meşakkatli bir iş. Çok dikkat edilmesi gereken bir iştir. Çalıştığınız kurumu temsili gerektiren zorlukları var. Hataya yerin olmadığı bir işimiz var. Çünkü en ufak bir hatada büyük tepkilerle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Spor spikerliğine geçişim, başlamam bu şekilde olurken seviyor musunuz derseniz, evet seviyorum.


Spor spikerliği ile diğer spikerlik türlerinden ayıran farklılıklar söz konusu mu?


Aslında spikerliğin özü birdir. İkisinde de izleyiciye bir şeyler aktarıyorsunuz. Spor spikerliğini, spikerliğin bir branşı olarak görebiliriz. Arkadaşlarımız haber okurken, biz spor karşılaşmalarını anlatıyoruz. Spor haberleri okuyoruz. Spor spikerliği ve haber spikerliği arasında bir fark yok. Ama maç anlatımı tamamen farklı bir şeydir. Özel bir yetenek gerektiriyor. Tamamen özel yetenektir. Allah vergisidir. Herkes maç anlatabilir mi? Herkes maç anlatamaz. Yeteneğin olması lazım. Bu yeteneğin dışa çıkması tamamen şanstır. Çünkü genç kardeşlerimizin sayısı çok fazla ve rakibi çoktur. Ben yerel bir kanalda yetiştim, Konya’da yetiştim. Daha sonra ulusal medyaya geçtim. Rakip çok olunca iş bulma imkanı daha da zorlaşıyor. Dolayısıyla, yetenek artı, şans artı, bu dönemde elimizden tutacak birin olması lazım. Dolayısıyla spikerlik genel kavram itibariyle birdir, ama spor başına eklenince, spor spikerlerinin maç anlatım şekli tamamen yeteneğe bağlıdır. Yani her ekrana çıkıp spor haberlerini okuyan insanın maç anlatamadığını biliyoruz.


Spor spikeri olmak için belli bir birikime ihtiyaç var mıdır?


Gazetecilik bu işin genel adıdır. Gazeteci olmak için bir kere gündemi çok iyi takip etmek gerekir. Bir spiker, sunucu, gazeteci, muhabir gündemi çok iyi takip etmelidir. Az önce dedim ya sınav yapıldı üç yüz kişi girdi, otuz kişi kazandı. Bize öyle sorular sordular ki atıyorum, Türkiye’yi çevreleyen ülkelerin cumhurbaşkanlarının adını yazınız. Bir gazeteci bunları bilmek zorunda ya da altı tane bakanın adını yazınız, cumhurbaşkanlarını Atatürk’ten başlayıp sıralayınız. Bir gazeteci gündem olacak her şeyi ya da gündemdeki her şeyi çok iyi takip etmelidir. Yıllardır spor spikerliği yapıyorum ama diğer gündemi de çok yakından takip ediyorum. Mesela spor haberi okurken ya da spor programı sunarken, atıyorum Türkiye’de çok önemli bir olay meydana geldi yayına başka bir spikerin girme imkanı olmadan o haberi benim vermem gerekiyor. O konu hakkında benim bilgim olması lazım. Dolayısıyla her konuda gazeteci, sunucu, spiker kendini yetiştirmek zorundadır. En azından gazete okumalıdır. Kesinlikle gündemi çok iyi takip etmek lazım. Gençlere en büyük tavsiyem sosyal medyayı çok iyi takip etmeli ve sosyal medyayı çok iyi kullanmalılar. Bir gazeteci gündemi çok iyi takip etmek zorundadır.  İşin temeli budur. Habercilik insanın içinde olur. İletişim Fakültelerinde okuyan arkadaşlarımın içinde habercilik refleksi varsa, mesleklerine sımsıkı tutunsunlar ve de bırakmasınlar illaki meslekte onları tutacaktır.


Spikerliğinizle ilgili bir anınız var mı?


Bir gün rüzgarlı bir havada açık bir ortamda bir maç anlatacağım. Normalde esame listesi gelir, ben onları deftere geçiririm. Bir gün hava çok soğuk ellerim üşüdü deftere geçirmedim. Tam maç başlayacak, kadroları sayacağım, liste uçtu. Liste uçunca ben öyle kaldım. Allah’tan imdadıma o kağıdın uçtuğu yerdeki bir arkadaş yetişti. Bu arada kağıt önümüze yeniden gelinceye kadar gevelemeye başladım. Zor bir gün oldu.


Spor dalı olarak futbolun, hayatımızdaki yeri nedir?


Futbol bir endüstri oldu. Bütün dünyada futbol sanayi oldu. Futbol elbette bir spor branşıdır ve Amerika’nın bile Çinlilerin bile futbola yöneldiğini düşünecek olursak tamamen insanları en çok meşgul eden bir olaydır.  Futbol elbette ki spor ama pasta çok büyüdükçe, futbol ekonomisi çok büyüdükçe hayatımızın bir parçası oldu. Şimdi biz buraya gelirken bizi tanıyanlar uçakta derbi maçının sonucunu soruyorlar. Futbol bizim içimize işledi biz sadece profesyonel değiliz, bizim sıkıntımız budur. Biz futbol izleyen bir toplumumuz. Türkiye’nin spor açısından çok büyük bir şansıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Sporcu bir kimliğe sahiptir.  Devlet büyüklerimize teşekkür etmek lazımdır. Türkiye’nin dört bir yanını gerçekten beş yıldızlı statlarla donattılar. Muhteşem statlar ama o statların içinde oynayacak oyuncuların spor kültürü olması lazım biz spor kültürünü insanın içine, gençlerimizin spor yapacak insanlarımızın, ailelerin içine yerleştirmemiz lazım. Eğer yerleştiremezsek biz spor kültürü olan bir toplum olamazsak kalıcı başarı yakalamamız mümkün değildir.


Türkiye’de ki futbol taraftarları hakkında neler söylemek istersiniz?


Fanatizm boyutu bizde zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Biz beş on yıl öncesinde yavaş yavaş statların etrafındaki tel örgüleri kaldırdık. Şimdi bizim çocukluğumuz yıllarında ya da sizin yaşlarınızdayken üniversite yıllarında, o kadar güzeldi ki insanlar karışık otururdu. Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar arada birer tane polis yukarıdan aşağıya karışık otururlardı. Stadın yarısı Fenerbahçe, yarısı Galatasaraylı, yarısı Malatyasporlu, yarısı Elazığsporlu, o kadar güzel bir görüntüydü ki biz şimdi o görüntüleri özlüyoruz. Tekrar onu yakalarsak bir şeyler düzeliyor demektir. Takımlarımızı sevelim takımlarımıza bağlı olalım. Rakibe saygı kesinlikle olmalıdır. Takımımıza sonuna kadar bağlıyız. Kaybetse dahi takımımızı destekleyeceğiz. Birinci olana saygı duymayı öğrenmemiz lazım. Bu anlamda maalesef toplumumuzun bizim hepimizin benimde, sizin de, herkesin de eksiğimiz var.


Yeni Malatyaspor ile ilgili neler düşünüyorsunuz?


Geçtiğimiz senede Yeni Malatya sporun çok sayıda maçını anlattım. Malatya severek geldiğim bir yer, maçlarını beğenerek anlattığım bir yer. Geçtiğimiz sene İrfan Buz yönetiminde çok iyi bir performans sergiledi ve hak ederek süper lige çıktılar. Bu sene ben Malatyaspordan ligde kalmasını bekliyorum ancak işi kolay değil gördüğüm kadarıyla transferler henüz oturmadı, bazı transferlerin yanlış yapıldığını söyleyebilirim. Dolayısıyla süper ligde tutunabilmek çok önemlidir. Soranlara geçtiğimiz seneki Adanaspor’u örnek veriyorum. Adanaspor da haftalar önce süper lige çıkmayı garantiledi ancak çıktığı sene düştü. Malatyaspor hatalarından ders alıp yeni hocasıyla Erol Bulut’ la devre arasında birkaç takıma direk katkı yapacak transfer yaparsa seyirci çok destek verirse yeni stadıyla birlikte ligde kalabileceğini düşünüyorum. Genel anlamda bu sezon için değil genel anlamda bir Malatya, iki Elazığ, üç Şanlıurfa, dört Diyarbakır bu illerin bir kere kesinlikle süper ligde olması lazım. Malatyaspora başarılar diliyorum.”

 

İletişim Fakültesi öğrencilerine bir mesajınız veya tavsiyeniz var mı?


Ben çok açık ve net konuşan bir insanım. Bir kere az önce söylediğim gibi bir, mesleğinizi çok sevin, mesleğinizi seviyorsanız bu işi yapabilirsiniz. İkincisi habercilik refleksini mutlaka edinin. Zaten içte vardır. Üç, günümüzde belki de en önemlisi, bu işi yapmak için iletişim fakültesi okumaya gerek yok. Bu iş bir kere yetenek işidir. Elinizden tutacak bir kişi olacak. Siz istediğiniz kadar beş tane iletişim fakültesi bitirin günümüzde elinizden tutacak sizi bir yere koyacak birisi yoksa maalesef ki o diplomaya yazık oluyor. Ben öyle insanlar tanıyorum ki iki kelimeyi bir araya getiremiyorlar ama özel kanallara bakıyorum ki ana haber okuyor. Mesleği çok sevmek lazım, mesleğinizi sevin mesleğinize sarılın. Siz mesleği bırakmazsanız meslek bir gün sizin elinizden tutacaktır. Ama çok sabırlı olmak gerekir. İlk etapta bu işi yapacaksanız. Ekonomik boyutunu düşünmeyin, bizde ilk yıllarda hiç para kazanmadık, para vereceğiz dendi paralarımızı alamadık, işsiz kaldık, kurum değiştirdiğimizde işsiz kaldık, iş bulamadık. Paraya ilk etapta çok önem vermeyin önce bir şeyler öğrenin mesleğe adım atmak çok önemlidir. Mesleğe adım attıktan sonra para zaten sizin cebinize kendiliğinden gelecektir. Yetenek varsa işinizi ciddiye almışsanız ve de işinizi sevmişseniz. Meslek dediğim gibi er ya da geç meslek de sizin elinizden tutacaktır.


HABER: Hatice YETMEN- Çiğdem ERHAN- Süleyman EMİRKAYA

Etiketler

Künye     ·     İletişim     ·