Prof. Dr. Abdulkadir BAHARÇİÇEK

28 Aralık 2016 · abdulkadir.baharcicek@inonu.edu.tr · 0 Yorum · Tüm Makaleler

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ ÇÖKÜYOR

İçinde yaşadığımız uluslararası sistem İkinci Dünya Savaşından sonra kuruldu. Henüz savaş devam ederken bir araya gelen ABD Başkanı Roosevelt, İngiltere Başbakanı Churchill ve Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Stalin yeni kurulacak dünya düzeninin ne olacağı konusunda anlaştılar ve Birleşmiş Milletler sisteminin kurulmasına karar verdiler. 1945 Şubat ayında yapılan Yalta Konferansında savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninin nasıl işleyeceği konusundaki pürüzler giderildi ve VETO sistemi denilen kural üzerinde üçlü arasında bir anlaşma sağlandı. Bu anlaşma üzerine aynı yıl San Francisco’da toplanan ve Türkiye dahil 50 ülkenin katıldığı konferansta Birleşmiş Milletler Antlaşması kabul edildi.

Bu antlaşma ile yeni kurulan dünya düzeninin işleyişini sağlama sorumluluğu BM’ye verildi. BM içinde en önemli organ ise Güvenlik Konseyi olarak kabul edildi. Bu antlaşma ile kurulan Birleşmiş Milletler örgütünün temel amacı, uluslararası sistemin işleyişini sağlamaktır. Antlaşmanın birinci maddesinde BM’nin uluslararası barış ve güvenliği sağlayacağı hükme bağlandı. İkinci maddede ise bu amaca ulaşmak için hangi ilkelere göre hareket edileceği hükme bağlandı. Bu çerçevede devletlerin egemen eşitliği, bağımsızlığı, birbirlerine karşı güç kullanmamaları, iç işlerine karışmamaları, aralarındaki sorunlarını barışçıl yollarla çözmeleri kural altına alındı. Bu kurallara aykırı hareket eden devletlere karşı ise güç kullanma dahil olmak üzere yaptırım uygulama yetkisi de yine BM’ye verildi. Hatta BM’ye üye olmayan devletlerin de bu anlaşma hükümlerine uygun hareket etmeleri gerektiği ve buna uymadıklarında kendilerine karşı yaptırım uygulanacağı hükme bağlandı.

Kuşkusuz kurulan bu yeni dünya düzenine tehdit oluşturan devletlere karşı yaptırımların nasıl ve kimler tarafından uygulanacağı konusu önemliydi. Bu konu ise Güvenlik Konseyi’ni düzenleyen bölümde şekillendi ve bugüne kadar bu çerçevede işlemektedir.

BM’nin kurulduğu 1945 yılından beri dünyada çatışmalar ve savaşlar devam etmektedir. Üstelik bu çatışmaların önemli bir kısmının ortaya çıkışının nedeni BM’yi kuran devletlerin izlediği politikalardır. Kuruluşunun üzerinde geçen 70 yıla bakıldığında BM’nin uluslararası sistemde barışın devamını sağlamada başarısız olduğu, aldığı ve almadığı kararla uluslararası sistemin adaletli işleyişini engellediği görülmektedir. Sistem, kendisini kuran egemen güçler için tehdit ortaya çıktığında harekete geçmekte ve sistemi tehdit ettiği düşünülen devlet ve iktidarlara karşı kuvvet uygulamaktan kaçınmamaktadır. Eğer tehdit özellikle beş daimi üye olan ABD, Rusya Federasyonu, Çin, İngiltere ve Fransa’nın çıkarlarına yöneliyorsa bu ülkeler hemen aralarında anlaşarak sistemi harekete geçirmektedir. Son 26 yıl içerisinde BM tarafından yapılan Somali, Irak, Afganistan, Libya, Grenada, Panama vb. müdahaleleri bunlardan sadece birkaç örnek olarak gösterilebilir. Fakat dünyada meydana gelen hukuka aykırı saldırlar, hukuk ihlalleri ve güç kullanmalar egemen güçlerin çıkarlarına aykırılık teşkil etmiyorsa sistem ne yazık ki harekete geçmemektedir. Daha açık bir ifade ile bugünkü Birleşmiş Milletler sistemi, sistemi kuran egemen güçlerin çıkarlarına dokunulduğunda harekete geçmekte ve sadece bu devletlere hizmet etmektedir. Örneğin Filistin’in İsrail tarafından, Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgal edilmiş olması açık bir uluslararası hukuk ihlali olmasına rağmen; BM’nin ikinci maddesindeki birçok ilkeyi açıkça ihlal etmiş olmasına rağmen BM sistemi İsrail ve Ermenistan’a karşı harekete geçmemektedir. Çünkü uluslararası hukuka açıkça aykırı olan bu ihlaller egemen güçlerin çıkarların tehdit etmemektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Örneğin Libya için müdahale kararı alan BM, benzer bir sorunun yaşandığı ve yüzbinlerce insanın öldüğü, insanlık suçunun işlenmeye devam ettiği Suriye için hiçbir adım atmamaktadır. Kısacası sistem kendisini kuran egemen devletlerin çıkarları zedelendiğinde harekete geçmekte, bu yoksa dünya üzerinde meydana gelen haksızlıklara, saldırılara, hukuk dışı güç kullanmalara karşı hiçbir irade ortaya koyamamaktadır. Birleşmiş Milletler sistemi bu hali ile işlememekte ve en kısa zamanda ciddi bir revizyona gitmesi gerekmektedir. Dünya beşten büyüktür ve her devletin çıkarı eşit derecede önemlidir. Sistem sadece belli devletlerin çıkarlarını korumaya devam ederse çökmesi kaçınılmazdır.

Künye     ·     Tanıtım Videosu     ·     İletişim     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·