İrfan Kangı

Kültür Sanat · 02 Ocak 2019 · 0

İrfan Kangı: “Oyuncu Her Rolü Oynar”

“Kaç Baba Kaç” adlı tiyatro oyununu sergilemek için İnönü Üniversitesine gelen sunucu, oyuncu, yönetmen ve seslendirme sanatçısı İrfan Kangı, İNÜHABER’in sorularını yanıtladı.


Yedi sekiz senenin ardından tekrar Malatya’ya geldiğini belirten Kangı, genelde komedi işlerinde yer almasını şu şekilde değerlendirdi:


“Türkiye’deki yapımcılar bu işin kolayına kaçıyor. Birisi komedi oynamışsa o hep komedi oynar. Birisi dram oynamışsa o hep dram oynar gibi bir algı var. Bu çok yanlış ve hatalı bir algı aslında. Biz oyuncuyuz bizim oynayamayacağımız bir rol yoktur aslında. Bizim oynamak istemediğimiz bir rol olabilir ancak. İşin işinde olmak istemiyoruzdur. Orçun, hep komedi işlerinde yer alır ama aslında çok da güzel  kötü adam oynayabilir. Ceyhun mesela son dönemde hep komedi işlerinde var ama o da aynı şekilde. Bu tamamen yapımcıların ve yönetmenlerin kafa da kodladıkları bir şey var. Birisi komedi oynadıysa komedi oynar, dram oynadıysa dram oynar. Bu yanlış. Öyle olsa mesela Şener Şen. Komedi filmlerinin büyük oyuncusu son yıllarda hep dram oynuyor. Kemal Sunal’ın da büyük komedi filmleri vardır ama sona doğru hep dram oynamıştır. Oyuncu her rolü oynar. Yeter ki teklif gelsin yani.”


Televizyonun açıldığı zaman dramatik bir dizi bulmanın, komedi dizisi bulmaktan ya da ekranda komik bir şey bulmaktan daha kolay olduğunu ifade eden Kangı, “Drama daha çabuk ulaşabiliyorsun. Gülmek için bilet alıp tiyatroya gideceksin ekstra bir çaba sarf edeceksin ya da kırk yılın başında bir dizi başlayacak işte şimdi Gülse Birsel’in yaptığı dizi gibi bir şey başlayacak. Onu seyredeceksin. Ama her kanalı akşam zap yaptığında haber öncesindeki günlük dizilerde bile dramı zaten yakalayabilirsin. Bir de komedinin sinema da ve tiyatroda da böyledir, gişesi daha kolaydır. Yani para verip aldığınız bir şey de eğlenmeyi tercih eder insan içgüdüsel olarak. Dolayısıyla komediye daha fazla yöneliyor ister istemez sektörel anlamda.” dedi.  


İnsanları güldürmenin mi yoksa ağlatmanın mı daha zor olduğu sorusunun yanlış bir ayrım olduğunu söyleyen Kangı, insanların birbirinden farklı olduğunu, hayat anlayışlarının ve yaşayışlarının farklı olduğunu kaydederek sözlerine şunları ekledi:


“Şimdi şu kolay dersem yalan söylemiş ya da yanlış söylemiş olurum. O zaman sanki biri diğerinden daha kolaymış gibi bir algı yaratırım. Ama şimdi şöyle düşün; sen çok mutlu olduğun bir günde geldiğinde seni dramatik bir oyunla ağlatmam çok zor. Daha zor oluyor. Ya da sen o gün çok kederli bir şekilde geldiğinde ağlamaya çok müsaitken benim senin bam teline dokunacak iki cümle söylemem senin ağlamanı ya da senin o dramatik duyguyu yaşamanı daha da kolaylaştırır. Dolayısıyla bu seyircinin o an ki moduyla da çok alakalı. Ama şu şundan daha kolaydır diyemem. Aslında şöyle bir inanış vardır. Güldürmek daha zordur derler. Çünkü şöyle düşün Allah korusun bir hayvanı araba ezse bir insanı araba çarpsa onu gördüğün anda dağılıp, ağlamaya başlayabilirsin. Ama şuradan giderken benim ayağım takıp düşsem buna da gülebilirsin. Bunlar çok anlık duygular. Hani biri daha çok öbürü daha zor demek bana saçma geliyor. Çünkü her insan farklı herkesin hayatı anlayışı farklı. Birisi daha sakin bir hayat yaşar. Birisi daha hızlı bir hayat yaşar. Birinin gülmesi daha kolaydır. Yani o bir muallak bence. O tavuk mu yumurta, yumurta mı tavuktan çıkmış hikayesi gibi bir şey.”


Tiyatroya başlangıç hikayesinin 7 yaşındayken Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın Deliler oyununu Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda canlı seyretmesiyle başladığını ve oyundan etkilenerek tiyatroya yöneldiğini açıklayan Kangı, Nejat Uygur, Ferhan Şensoy, Haldun Dormen gibi tiyatrocuları izleyerek büyüdüğünü söyledi. Sözlerine şöyle devam eden Kangı, “O oyunu izlemeseydim belki tiyatro benim hayatımda olmayacaktı. Belki ben şu anda başka bir yerde başka bir iş yapıyor olacaktım. Dolayısıyla o benim hayatımı değiştiren bir şeydir çocukken gittiğim oyunlar. Dayım beni oyunlara götürürdü. Nejat Uygur, Ferhan Şensoy, Haldun Dormen ve Deve Kuşu Kabarelerinin oyunlarını seyrederek büyüdüm. 7 yaşından 15- 16 yaşına kadar. Zaten bugün oyunu izlerken de hak verirsiniz, bizim birkaç oyunumuzu üst üste seyrederseniz anlarsınız. Bizde hep bu ustaların esintileri vardır. Yani kabare mantığı yer yer orta oyunu yer yer İngiliz komedisi yani biz hiçbir şeyi sadece yapmıyoruz. Biraz ondan biraz ondan. Biz bir dondurma olsak karışık dondurmayız diyebiliriz. Yani sadece kaymaklı, sadece çikolatalı, sadece çilekli değiliz. Şimdi atıyorum içeride beş yüz kişi varsa o beş yüz kişi içerisinde çok farklı fraksiyonlardan çok farklı kültürlerden gelen insanlar var. Biz onları ilgilendiren birazda diğerlerini. Yani seyircinin hepsinin memnun etme çabamız var. Onun için bir kolaj diyebiliriz bizim yaptığımız şey. Ondan esintilerde vardır yani” şeklinde konuştu.


Tiyatro yapmasındaki nedenin sahnedeki heyecan olduğunu dile getiren Kangı, sözlerine şöyle devam etti:


“O heyecan olmasa zaten niye o kadar yol gidelim. Mesela bir turne yapıyoruz. Beş gün beş ayrı şehir yapıyoruz diyelim.  O kadar yolu niye yapıyoruz. Televizyonda ya da sinemada evet bunu bir para için yapıyorsun. Para kazanılıyor evet. Ama tiyatroda böyle bir durum yok. Tiyatroda bunu yapmamızın tek nedeni o duygu, seyirci duygusu. Birazdan yukarıda sahneye çıktığımızda bizi gülümseyen gözlerle bekleyen insanları gördüğümüzde onların gülüyor olması, kahkahaları ya da alkışları bizi motive eden, bizi sevindiren şeyler. Onun için yapıyoruz zaten bu işi. Tiyatronun da güzelliği budur. Her aksam aynı şeyi oynamıyoruz. Sinemada çektiğimiz bir şeyi siz yüz yıl sonra da seyretseniz aynı şeyi seyredeceksiniz. Ama biz tiyatroyu bu sene geldik oynadık seneye de geldik aynı şeyi oynadık ama aynı şeyi bulamayacaksın. Yani evet konuyu bileceksin ama farklı bir şekilde oynayacağız. Tiyatronun güzelliği de bu zaten görsel sanatların.”


Tiyatro oyunu dışında her sene bir ya da iki tane prodüksiyon yaptığını belirten Kangı, en büyük hayalinin kendisine ait bir tiyatro sahnesinin olmasını istediğini kaydetti. Kendi istediği zaman da, istediği oyunu koyabileceği, istediği dekoru yapabileceği bir sahnesinin olmasını çok arzu ettiğini ifade eden Kangı, kendisinin yedi yaşında gitti bir oyundan etkilendiği gibi oyunlarını izleyenlerinin de aynı şekilde etkilenerek tiyatroya yönelmesi ya da en azından tiyatroya gitmesi kendisini mutlu edeceğini belirtti.  


Haber: Merve İNAN- Faruk KÜÇÜK

Tags

Künye     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·