Toplumsal Cinsiyet ve Kadın

Yaşam · May 19, 2017 · 0

Toplumsal Cinsiyet ve Kadın

İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okutmanı Gülseren Sağsöz, toplumsal hayatta kadına daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.


Sağsöz, İNÜHABER'e yaptığı açıklamada, çocukların dünyaya cinsiyetle geldiğini belirterek, "Hormonlar cinsiyete ayrılıyor. Cinsiyetin ayrıldığı aşama ise toplumsal alanda yüklediğimiz anlamlardır. Kız ya da erkek çocuğu biyolojik olarak dünyaya gelir. Günlük dilde ki yaygın kullanımıyla hem birey hem biyolojik anlamda dişi ya da eril olarak gelişir" şeklinde konuştu.


Kadınların toplumsal alanda geri itilmesinin nedeninin toplumsal cinsiyet eşitsizlik olduğuna değinen Sağsöz, şunları kaydetti:


"Toplumsal bazı roller vardır. Bu roller bize bebeklikten itibaren empoze edilir. Mesela kız çocuklarının pembe giyinmesi erkek çocuklarına mavi renkler giydirilmesi gibi durumlar vardır. Peki, naif bir erkek olamaz mı? Ya da top oynayan kız çocuğu olamaz mı? Olabilir. Ama bu çocuklara genellikle toplumsal alanda belli roller biçilir. Ayrıştırılarak rollere kaydırılır. Çünkü kız çocuğu uslu olmalı, sakin olmalı ve itaat etmeli. Erkek çocuğu ise kontrol etmeli saldırmalı ve savaşmalı. Toplumsal cinsiyetçiliği belirleyen noktalarda bunlardır."


Sağsöz, ilk insanların dünyaya geldiklerinde hüküm kurarak varlıklarını ispatladıklarını ifade ederek, "Türler üzerinde ne yaptı, bir baskı kurdu ve düşünce anlamında kendini geliştirdi. Sonra tarıma geçti. Mesela avcılık ve toplayıcılıktan yerleşime geçti. Kadının tarım toplumlarında avcılık ve toplayıcılıkta çok az rolü vardı. Yerleşik hayata geçilmesiyle ateşin yoğun olarak kullanılmaya başlanmasıyla kadına düşen görevler arttı. Çanak, çömlek üretmeyi öğrendi. Peki, kadın neden takı üretmeye gerek duydu? Bunları belirleyen neydi? Bu soruları hep sormamız gerekiyor ve o günden gelen toplumsal rollerimizden ne değişti? Aslında bir şey değişmemiş, sadece koşullar değişti. Kadın ince, naif, kırılgan, korunmaya muhtaç ve hatta cinsel gücü nedeniyle korkulan bir enerjidir. Birçok geçmiş toplumlarda kadın gücünden çekinilmiştir. Bu da toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çok önceki toplumlarda da görebiliyoruz’" şeklinde konuştu.


Feminizm akımıyla kırılma yaşandığını dile getiren Sağsöz, "Kadın toplumsal anlamda kadın varlığına şükrediyor ve ‘istediğim kadar gücüm var, ben bu hayatta kalabilirim’ diyor. Bunu derken çok da güç sarf ediyor. Dünya Kadınlar Günü de bunun ispatıdır" ifadelerini kullandı.


Haber: Hanım ÇİÇEK  


Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·