Prof. Dr. Hüseyin Subhi Erdem

Yaşam · May 11, 2017 · 0

"Eğitim Temeli Talim ve Terbiyedir"

İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Subhi Erdem, "Eğitimin temelinin talim ve terbiyeye dayalı olması gerekir. Talim, öğretmek, terbiye ise davranışı öğretmektir" dedi.


Erdem, İNÜHABER'e yaptığı açıklamada, internetin insanın kitapla olan ilgisini kestiğini kitapla ilgisi kesilen neslin anlama özelliğinin zayıflayacağını söyledi.


Eğitimi sadece bir güdülenme değil de aklın merkeze alındığı, bilişsel bir anlayışın merkezinde olduğu öğrenmeye dayalı okuyup anlamaya dayalı bir sistemin yapılmasıyla başarılacağını belirten Erdem, "Şimdiki nesil çok çabuk harekete geçiyor. Okumadan, anlamadan, dinlemeden çok çabuk güdülenen bir nesil yetişiyor. Oysa insan hem akıl varlığıdır hem duygu varlığıdır. İnsanın akıl varlığını ikinci plana iten faktörler duygu varlığı olma planını öne çıkarıyor. Yeni nesil aklıyla değil duygularıyla hareket ediyor ve doğruyu yanlışı anlamadan kolay yoldan istediğine ulaşmayı amaçlıyor. Eskiden okulda öğretmenlerimiz bizi eğitirdi. Aile pek ilgilenmezdi. Şimdiki nesil ise ailenin kontrolü altına düştü" şeklinde konuştu.


Erdem, eğitimin önemine değinerek, "Eğitimin temelinin talim ve terbiyeye dayalı olması gerekir. Talim, öğretmek, terbiye ise davranışı öğretmektir. İnsanın ahlaki yönünü düzenlemek demektir. Şimdiki eğitimde bu pek düşünülemiyor. Görsele dayalı bir sistem var. Hâlbuki duymaya dayalı eğitim daha unutulmaz ve etkilidir. Günümüz eğitimi ise görmeye dayalıdır" dedi.


İnsanların düşüncelerini rahatça açıklayamamasının kölelik olduğuna değinen Erdem, "Fakat bunun iki farklı özelliği vardır. Birincisi toplumsal kurallar bazında oluşan bir köleliktir. İkincisi kişinin özgüveni üzerinde oluşan köleliktir. Genel anlamda da her ikisinde de baskı ve kölelik hakimdir. İlkinde kişi rejimin yani otoritenin kölesidir. İkincisinde ise kişi kendisinin kölesidir. Fakat bazen de susmak bir özgürlüktür. Sözünün anlayanı yoksa karşılığı yoksa susmak gerekir. Susmak bu durumda bir özgürlük göstergesidir, bir tercihtir" ifadelerini kullandı.


Erdem, yaşça büyük olan bir bireyin küçük olan bir bireyden deneyim, tecrübe bakımından farklı olduğunu belirterek, "Bir insanın deneyimleri, tecrübeleri, yaşadığı acı veya tatlı olaylar o insanın köklerinin daha derine doğru ilerlemesini, yere daha sağlam basarak daha emin kararlar almasını sağlayacaktır. Fakat bu deneyimlerin eksikliği, o köklerin olmamasına ve bunun sonucunda da ilk kuvvetli rüzgarda savrulup gitmesine neden olacaktır" şeklinde konuştu.


Önyargılı olmanın bilinç durumunun zafiyetiyle ilgili bir durum olduğunu ifade eden Erdem, konuşmasına şöyle devam etti:


"Eğer insan yetişme tarzı, çevresinden aldığı izlenimler ya da kişiliğinin gelişimiyle ilgili sınırlı bir eğitimi var ise onun öğrendiği şey belirli ve sınırlı bir kalıp ve sloganlar taşır. Bunun sonucunda da yapacağı şey o sloganları hayata dayatmak olacaktır. Bu da tek tip hayatın oluşumun söz konusu olması demektir. Belli sloganların, belli ideolojik formasyonların ya da belli kabullerin çerçevesinde hayata bakmak bir tür at gözlüğüyle hayata bakmaktır. Tek tip bakmaktan kurtulmak için insanın bir kere dünyanın zenginliğini, renklerin çoğunluğunu, ilişkilerin çoğunluğunu yani buradaki zenginliği görmek lazım."


Haber: Merve KARADAĞ


Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·